Bir sabah uyanıyorsunuz ve okul YOK.!İşte üniversiteden mezun olmak böle bir şey arkadaşlar.Tam 16 yıl dile kolay;sabahçı-öğleci olmalar,lisede tam gün okula gitmeler,üniversitede yan gel osman dört dönüm bostan felsefesiyle 2 günde bir kampüse uğramalar ve FINISHH :)
Ne olduğunu anlamadan birden büyüyüveriyorsunuz,kaç yaşınızda olursanız olun ister 21 ister 28 üniversiteyi bitirdiğiniz gün çoçukluk döneminizden çıktığınız gündür.Hayat bütün ağırlığıyla karşınızda durur ve artık sorumluluk ceketini giyip önünüzü ilikleme zamanınız gelmiştir.(Allahımm ne kadan felsefik bir cümle yazdım,neyse devam:)
Beklenen soru 'blogu niye açtım?',cevap:Tam emin olmamakla beraber bazı şeyleri kayıt altına almak istedim hayatımdaki mutlu olduğum anları,yas tuttuğum zamanları,nelerle uğraştımı her birini hatırlayabilmek için,zamanın benden bunları alıp gitmesini engellemek için iyisiyle kötüsüyle kendimi ifade edebilmek için bla bla bla bla..... Birde tabi ki benim gibi aynı aşamalardan geçip nette harıl harıl araştırma yapanlara yardımcı olmak için diyebiliriz sanırım (=
ANASAYFA
- Anne&Bebek (11)
- Gezmeler Tozmalar&AlışVeriş (12)
- Kim Bu Kız:? (5)
- Nasıl YapılıR?? (11)
- Ortaya Karışık (9)
- Söz & Nişan & Düğün (15)
- erasmus (11)
17 Mart 2013 Pazar
15 Ocak 2013 Salı
Krakow'da 5 Türk :)(Polonya)
Arkadaş insan yazmadıkça köreliyor.Yazıya başlıcam 5 dakikadır nasıl başlasam diye düşünüyorum :)Hemen uzatmadan bağlıyım:Bu yazımızın konusu Avrupanın en büyük ülkeleri içinde ilk 3 te yerini alan "Polonya".Uzun süredir polonya'ya gitmek istiyordum.Açıkcası tarihi ya da gezilcek yerleri çok meşhur olduğu için değil,zaten gezdikçe anladım ki avrupanın bütün ülkeleri mimari açıdan birbirlerine benziyor;tepede bir kale,bir old town meydanı,bolca kilise,görkemli katedral,ünlü sanatçılardan bir kaç eser ve çoğu ülkede şehri ikiye bölen bir nehir.Sizde gezerseniz bana hak vericeksiniz,işte bunlardan mutevellit çok büyük beklentilerim yoktu,asıl olarak amacım benim gibi polonya'da erasmus yapan arkadaşlarımı görmekti.
Öncelikle Polonya'dan biraz bahsetmek gerekirse uzun yıllar kominist rejim etkisinde kalmış gerçekten büyük bir ülke,nufusunun tamamına yakını katolik.Yabancıyı pek sevmiyorlar,ülke içindeki yabancı nüfusu da bunu bağlı olarak oldukça düşük yani bir Budapeşte gibi her sokakta dönerci göremiyorsunuz.En büyük özelliklerinden birisi çok ucuz olması,avrupa birliği üyesi olmasına rağmen euro kullanmıyorlar kendi paraları ziloti kullanılıyor.Ziloti,Türk parasından daha değersiz olduğu için erasmus yapacak arkadaşların tercih listesinin bir numarasında hep Polonya vardır.Kabaca 1 tl=2 ziloti diyebilirz.Kullandıkları dilde İngilizce değil Lehçedir.
Gelelim gezimize;kızlarla buluşcağım için tarih konusunda ortak görüşe varıp yılbaşı zamanını uygun bulduk.Biletlerimizi bratislavadan katowice'ye giden polonyanın kendi firması polskibus'tan aldık.Asıl gidiceğimiz yer Krakow olmasına rağmen direk buraya otobüs olmadığı için katowice'ye almak zorunda kalmıştık,ordanda trenle krakowa geçicektik.Bu arada bu seferki yol arkadaşlarım farklı:özge ve memduhla gidiyoruz.Bizim kızlarlada Krakow'da buluşucaz.Yolculuk uzun ve gün kaybetmemek için gece yolculuğunu tercih ettik.Aldık sırt çantalarımızı düştük yollara,gece 12 de bindik otobüsümüze.Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik diye devam ediyomuşum :)şaka şaka,işte bindik otobüse yine koltuk numarası falan hikaye tabi bulduğun yere oturuyosun ama oturcak yer bulamıyosun peki niye?çok saygıdeğer yolcular keyiflerince koltuklara uzanmış resmen 2 koltuğu 1 kişi zaptediyor.Arkalara doğru bulup bir yer oturduk.Oturmaz olaydık ,yol boyunca arkamızdaki amca sümkürmek,hınkırmak,horlamak dahil herşeyi yaptı hatta bir ara kusucak diye korktuk vallahi burda hiçbir mübalağ yok.Böyle çileli geçen 5 saatin sonunda katowice'ye ulaştık.Sabahın köründe hava buz gibi titreye titreye tren istasyonunu da bulup,katowice'den krakowa geçtik.Büşralar sabah tren bulabildikleri için öğleden sonra gelebilceklerdi Krakowa.Biz direk hostelimize gidip sırt çantalarımızdan kurtulduk.
Biraz dinlendikten sonra attık kendimizi dışarı.Hostel görevlisinden aldığımız talimatlara göre ilerleyip old town girişine ulaştık.Burda bana enteresan gelen meydanın girişinde bulunan kaleydi.Diğer ülkelerden farklı olarak kale tepe de değil meydan girişinde bulunuyor.Kalenin bir tarafında meydan diğer tarafında şehri bölen Wisla nehri var.Kale enteresan bir hikaye sahip;
Öncelikle Polonya'dan biraz bahsetmek gerekirse uzun yıllar kominist rejim etkisinde kalmış gerçekten büyük bir ülke,nufusunun tamamına yakını katolik.Yabancıyı pek sevmiyorlar,ülke içindeki yabancı nüfusu da bunu bağlı olarak oldukça düşük yani bir Budapeşte gibi her sokakta dönerci göremiyorsunuz.En büyük özelliklerinden birisi çok ucuz olması,avrupa birliği üyesi olmasına rağmen euro kullanmıyorlar kendi paraları ziloti kullanılıyor.Ziloti,Türk parasından daha değersiz olduğu için erasmus yapacak arkadaşların tercih listesinin bir numarasında hep Polonya vardır.Kabaca 1 tl=2 ziloti diyebilirz.Kullandıkları dilde İngilizce değil Lehçedir.
Gelelim gezimize;kızlarla buluşcağım için tarih konusunda ortak görüşe varıp yılbaşı zamanını uygun bulduk.Biletlerimizi bratislavadan katowice'ye giden polonyanın kendi firması polskibus'tan aldık.Asıl gidiceğimiz yer Krakow olmasına rağmen direk buraya otobüs olmadığı için katowice'ye almak zorunda kalmıştık,ordanda trenle krakowa geçicektik.Bu arada bu seferki yol arkadaşlarım farklı:özge ve memduhla gidiyoruz.Bizim kızlarlada Krakow'da buluşucaz.Yolculuk uzun ve gün kaybetmemek için gece yolculuğunu tercih ettik.Aldık sırt çantalarımızı düştük yollara,gece 12 de bindik otobüsümüze.Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik diye devam ediyomuşum :)şaka şaka,işte bindik otobüse yine koltuk numarası falan hikaye tabi bulduğun yere oturuyosun ama oturcak yer bulamıyosun peki niye?çok saygıdeğer yolcular keyiflerince koltuklara uzanmış resmen 2 koltuğu 1 kişi zaptediyor.Arkalara doğru bulup bir yer oturduk.Oturmaz olaydık ,yol boyunca arkamızdaki amca sümkürmek,hınkırmak,horlamak dahil herşeyi yaptı hatta bir ara kusucak diye korktuk vallahi burda hiçbir mübalağ yok.Böyle çileli geçen 5 saatin sonunda katowice'ye ulaştık.Sabahın köründe hava buz gibi titreye titreye tren istasyonunu da bulup,katowice'den krakowa geçtik.Büşralar sabah tren bulabildikleri için öğleden sonra gelebilceklerdi Krakowa.Biz direk hostelimize gidip sırt çantalarımızdan kurtulduk.
Biraz dinlendikten sonra attık kendimizi dışarı.Hostel görevlisinden aldığımız talimatlara göre ilerleyip old town girişine ulaştık.Burda bana enteresan gelen meydanın girişinde bulunan kaleydi.Diğer ülkelerden farklı olarak kale tepe de değil meydan girişinde bulunuyor.Kalenin bir tarafında meydan diğer tarafında şehri bölen Wisla nehri var.Kale enteresan bir hikaye sahip;
9 Aralık 2012 Pazar
Yakarım ROMA'yıda Yakarım..! ( İtalya Volume-1-)
Roma'dan Sevgiler Saygılar herkese.:)Yine en iyi yaptığım işi yapıyorum geziyorum:)Gezinin güzel bölümlerine gelmeden önce bir ryanair maceramız var ki sormayın gitsin.Önce bir onu anlatmalıyım.
Sabah Trnava'dan Bratislava Hava alanına direk giden otobüsle yola çıktık.Havaalanına geldiğimizde uçak saatine baya vardı,check-in için beklememiz gerekti.Beklerken farkettik ki Ryanair firmasının kabin bagajına koyulan çantaları kontrol etmek için bir yeri var.Nasıl anlatsam,böle demirden kutu gibi birşey,yanınıza aldığınız çantanızın onun içine sığması gerekiyormuş.Sonuçta uzun bir geziye çıkıyoruz çantamız tıka basa dolu,kızların yeni aldıkları çantalarda biraz büyükcene(biraz değil bayaaa:),inşallah sorun olmaz falan diye konuşmuştuk kendi aramızda giderken.Korkunun ecele faydası yoktu gidip denemeliydik..
Geldik mekanızmanın başına(başka kelime bulamadım idare edin:),hepimiz sırayla denedik zorlamayla falan sokarız diye düşünüp rahatladık biz.Saatimiz dolduğunda check-inimizi yaptırıp uçak kapısına doğru yol aldık.İstanbulda'ki gibi girişte çanta kontrolü yaptırmamıştık,ne zaman kontrol etcekler diye beklerken pasaport kontrolünden sonra aldılar bizi X-Ray cihazına.O nasıl bir aramadır hala inanamıyorum sanki istiparat almışlar geçenlerde terörist,tırnağına kadar arıyorlar.Saat,ceket,metal eşyalar,sıvılar falan derken ayakkabımıza kadar çıkarttırdılar.İlk Tuğba sorunsuz geçti,sonra felek yine attı bize golünü ve Gülnur kontrolde meyment yüzlü kadına yakalandı(şunu da merak ediyorum bu kadınları mahsus mu seçiyolar,hiçbiri mi güler yüzlü olmaz arkadaş).Çantasını açtırdılar kadın bildiğin ne var ne yoksa attı :krem,diş macunu,yiyekler falan filan hepsi gitti.Hepimizde yine bir yusuf yusufluk durumu çünkü herkeste aynı malzemeler vardı.Sıradaki talihlimiz Özgeydi,ona da açtırdılar çantayı bir kaç yiyeceğini aldılar ama fazla kayıp vermedi o:)Son kurşun bendim,nasıl oldu anlamadan aynı malzemeler bende de olmasına rağmen direk geçtim:)Bu kontrolü atlatıp uçağa bineceğimiz kapının orda beklemeye başladık tekrar.Sıra geldi bilet kontrolüne,burda yaver gidem şansım beni terkketti,Şu ilk başta çantamızı denediğimiz mekanızma çıktı yine karşımıza.Ben sırt çantam küçük diye sevinirken kadın demez mi kol çantanızı da içine koyun hepsi 1 bagaj da olmak zorunda diye.O an bir sırt çantama baktım,bir kol çantama baktım,bir kadına baktım,sonunda bir küçük emrah bakışı da attım ablaya ama nafile,kadın kararlı gözlerle beni bekliyordu.
2 Aralık 2012 Pazar
Çölde Kalsam Kutup Ayısı Saldırır..!(Bir uçağımın iptali eksikti..!)
Hazır mıyız gençlik hayatımdaki en stres dolu anları okumaya:)Vallahi abartmadan yazabildiğim kadar yaşadığım duygularla birlikte yazmaya çalışıcam olayı,aslında sıcağı sıcağına yazıcaktım da öncelikle annemlere durumu açıklamam lazımdı,ilk burdan okuyup şoka girmesinler dimi:)Birde yoğundum azcık,herşeyin bedeli olduğu gibi bu gezinin de bedeli vardı dönünce az biraz derslerle ilgilenmem gerekti.Önce paris gezi yazısı içinde yazıyım dedim ama baktım uzun oluyor büyük ihtimalle insanlar okumaktan sıkılırlar diye bu bahsızlığımı ayrı klavyeye almak istedim:)Haydi başlayalım..
Gezmişiz bütün İtalya'yı yorgunluk var ama mutluyuzda,Venedik merkezden bindik otobüsümüze 1 saat sonra havaalanındayız,bütün kontrollerden geçip check-inimizi yaptırdık gittik uçağımıza bineceğimiz kapıya.Burda beklerken Budapeşte'de erasmus yapan bir Türk arkadaşla tanıştık,zaten türkler her yerdeler arkadaş özellikle erasmuslular(okumayamı geliyosunuz gezmeyemi diycem benimde başım yanıcak o yüzden susuyorum:)Tam biz arkadaşla muhabbetin dibine vurmuşken bizim kapının orda bir hareketlenme oldu,sonunda kapı açıldı diyecektim ki maceramızın başlamasını sağlayan uçağın iptal olduğu anonsu yapıldı.İlk defa başımıza böyle bir şey geldiği için ne yapacağımızı şaşırdık tabi,baktık insanlar sıradan çıkıp koşturmaya başladı,bizde arkadaşla konuşmayı yarıda kesip takıldık onlara.Ticket informationın önünde sıraya girdik ama hala konu hakkında hiç bir bilgimiz yok,önümüzde de anonsu duyar duymaz fırlayan bir dolu insan var.Sonunda önümüzdeki kızlara yanaşıp sorduk durumu,adamlar uçak parasını ya geri veriyorlar ya başka bir sefer ayarlıyorlarmış.Biz tabi yusuf yusuf olduk,aklımızdan bir sürü senaryo dolanıyor önümüzdeki insanlardan bize sıra gelene kadar yarına olan biletler biter,onu geçtim yarına bilet olsa bu gece nerde kalıcaz hotelden çıkış aldık havaalanı da kapanıyor burda da kalamayız,en önemlisi yarın paris'e gidemezsek paris'ten budapeşte'ye giden uçağımız yanıcak eve dönemiycez.Yaklaşık 3 saat falan bunları düşünmekten iyice gerildik biz.
14 Kasım 2012 Çarşamba
I. Viyana Kuşatması
İkinci durağımız Viyana.Slovakya'yı seçmemin en büyük nedeni olan konumu gerçekten çok işime yaradı.Bir çok ülkeye sınırı olduğu için diğer ülkelere geçiş çok zor olmuyor.Viyana'da bunlardan biri,Trnava'dan yaklaşık 3 saatte viyanaya ulaşabiliyorsunuz.
Viyana gezisini günübirlik planladık ayrıca bu sefer 4 kişiydik,Gülnur'un oda arkadaşı özge de bizimle geldi.Tren saatlerine akşamdan kontrol edip sabah 6:06 treniyle Bratislavaya,ordan da Viyana geçmeye karar verdik..Sabah herkes uyanıp hazırlandı ama hazırlanma biraz uzun sürmüştü(4 kız olunca kaçılnılmaz son:),Düşündüğümüzden biraz daha geç çıkabildik yurttan.Yolda geç kalıcacağımızı anlayınca vitesi taktık dörde:)İstasyona ulaştığımızda trenin kalkmasına 4 dk vardı.Biletleri alıp platformu aramaya başladık,malesef İlk çıktığımız platform yanlıştı,sorduğumuz abi Bratislava treninin olduğu yeri gösterdi,gösterdi de oraya direk geçiş yoktu,zaten olsa şaşardım da.4 kız sabahın köründe tren garının içinden ordan oraya koşuyoruz:)Diğer tarafa doğru ilerlerken şu trenin hareket etmesi için düdük çalan görevliler var ya,o amca bizi gördü allahtan,bekliyorum cinsinden bir işaret yaptı ve sonunda 6:06 trenine 6:06 da bindik:)Herkes soluk soluğaydı,yurttan çıkarken ki uykulu halimizden eser kalmamıştı.Bratislava'ya indikten sonra da hiç risk almadan hemen viyana için bilet aldık,o da yaklaşık yarım saat sonraydı.Bilet fiyatı gidiş-dönüş 11 euro,çok pahalı değil bence,sonuçta ülke değiştiriyosun.
Viyana gezisini günübirlik planladık ayrıca bu sefer 4 kişiydik,Gülnur'un oda arkadaşı özge de bizimle geldi.Tren saatlerine akşamdan kontrol edip sabah 6:06 treniyle Bratislavaya,ordan da Viyana geçmeye karar verdik..Sabah herkes uyanıp hazırlandı ama hazırlanma biraz uzun sürmüştü(4 kız olunca kaçılnılmaz son:),Düşündüğümüzden biraz daha geç çıkabildik yurttan.Yolda geç kalıcacağımızı anlayınca vitesi taktık dörde:)İstasyona ulaştığımızda trenin kalkmasına 4 dk vardı.Biletleri alıp platformu aramaya başladık,malesef İlk çıktığımız platform yanlıştı,sorduğumuz abi Bratislava treninin olduğu yeri gösterdi,gösterdi de oraya direk geçiş yoktu,zaten olsa şaşardım da.4 kız sabahın köründe tren garının içinden ordan oraya koşuyoruz:)Diğer tarafa doğru ilerlerken şu trenin hareket etmesi için düdük çalan görevliler var ya,o amca bizi gördü allahtan,bekliyorum cinsinden bir işaret yaptı ve sonunda 6:06 trenine 6:06 da bindik:)Herkes soluk soluğaydı,yurttan çıkarken ki uykulu halimizden eser kalmamıştı.Bratislava'ya indikten sonra da hiç risk almadan hemen viyana için bilet aldık,o da yaklaşık yarım saat sonraydı.Bilet fiyatı gidiş-dönüş 11 euro,çok pahalı değil bence,sonuçta ülke değiştiriyosun.
10 Kasım 2012 Cumartesi
Slovakya Yolcularına Bilgiler(ben yandım siz yanmayın:)
Erasmus sınavından sonra Slovakya çanları benim için çalmaya başladığı andan itibaren herkes gibi bende internette forum sitelerini günlerce araştırdım ama ne hikmetse bütün ülkelere giden arkadaşlar tecrubelerini paylaşmışlar slovakya'ya gidenlerden ses yok,ben de gezerken gidenlerin yorumlarından 3-5 bilgi edinebilmiştim sadece.Şuan o durumda olup bu yazıyı okuyan bir arkadaş varsa emin olun sizi benden iyi anlayanı bulamazsınız,ben yandım siz yanmayın arkadaşlar buyrun okuyun:)Yaşadığım zorluklardan yola çıkarak geniş bir açıklama yapmaya çalışıcam yinede sorularınız olursa ulaşabilirsiniz,yardımcı olmaya çalışırım.
- Öncelikle Hala aklında 'hangi ülkeye gitsem? sorusu olan varsa ilk başta amacınızın ne olduğuna karar verin derim.Eğer ben avrupayı gezcem diyorsanız kesinlikle slovakya,zaten haritadan yerine bakarsanız mükemmel bir locationa sahip,her yere tren veya otobüsle çok ucuz fiyatlara gidebilirsiniz.Türklere karşı da diğer avrupa ülkelerinde olduğu gibi herhangi bir ön yargıları yok tam tersine türkleri çok seviyorlar.
- Uçak konusunda Türkiyeden slovakya'ya geliş probleminiz olabilir.Slovakya'nın başkenti Bratislava'da havaalanı olmasına rağmen türkiyeden fiyatlar oldukça uçuk vaziyette,o yüzden aktarma yapmanızı öneririm.Biz viyana'ya gidiş-dönüş 500 tl'ye
8 Kasım 2012 Perşembe
İlk Trip:Bratislava (Slovakya)
Bratislava'ya indiğimizde yol bilmeyen herkes gibi kalabalığı takip ettik.
4 Kasım 2012 Pazar
Gelelim ilk İzlenimlere
Yurdu bulmakla bitmiyordu stres,geldim tamam rahatım diyemiyorsunuz.Yerleşme ve düzeni oturtma dönemi de oldukça çetrefelli geçti.İlk olarak meraktan ölmek üzere olan ailelerimize haber vermemiz gerekiyordu,ilk aklımıza gelen internete girmek oldu,birinci şoku burda yaşadık.Koskocaaa 1500 kişilik kapasiteli,avrupa birliği üyesi olan bir ülkede yurtta kalıyorsun ve internet KABLOLU.Bizim ne kablomuz var ne bir şey,üstüne internete girmek için kayıt oluyorsun,24 saat içinde açılıyor.Türkiyede evlerde kalmadı kablolu net bunlar halaaaaaa...Neysem biz internetten ümidimizi kesince hat olayına odaklandık.Ertesi gün kendimizi hemen attık dışarı,hat almalıydık,yanımızda yüklü miktarda para vardı en acilinden hesap da açtırmamız gerekiyordu,allah korusun parayı bir düşürsek sonumuzu ne olur bilemicem.
Sanırım kızların şansıyla işlerimiz yolunda gitti,benim şansıma kalsaydı düşünemiyorum :)İkinci gün yurda döndüğümüzde hattımızı almış,paramızı yatırmıştık,ekstradan yurda kayıt olup yurt parasını ödemiştik,bir de hayati önemi olan internet kablomuzu da bulmuştuk hatta Türk Pratik zekasını kullanarak her odada bir kablo girişinin olduğunu(bu da ayrı bir saçmalık,2 kişilik o dada bir giriş var) önceden tespit edip kablonun yanında birde switch(çoğaltıcı) aldık,bu işlem yasal mı değil mi hala bir fikrimiz yok,koca yurtta bu sistemi kullanan çok az kişinin olduğunu da belirtmek isterim:)
Yurda döndüğümüzde okulumuzun bize yardımcı olmaları için gönderdiği
Sanırım kızların şansıyla işlerimiz yolunda gitti,benim şansıma kalsaydı düşünemiyorum :)İkinci gün yurda döndüğümüzde hattımızı almış,paramızı yatırmıştık,ekstradan yurda kayıt olup yurt parasını ödemiştik,bir de hayati önemi olan internet kablomuzu da bulmuştuk hatta Türk Pratik zekasını kullanarak her odada bir kablo girişinin olduğunu(bu da ayrı bir saçmalık,2 kişilik o dada bir giriş var) önceden tespit edip kablonun yanında birde switch(çoğaltıcı) aldık,bu işlem yasal mı değil mi hala bir fikrimiz yok,koca yurtta bu sistemi kullanan çok az kişinin olduğunu da belirtmek isterim:)
Yurda döndüğümüzde okulumuzun bize yardımcı olmaları için gönderdiği
2 Kasım 2012 Cuma
Öylesine bir yazı..
İnsan bazen konuşmak ister biriyle,aklına ilk gelen kişi onu en iyi anladığını düşündüğü kişidir.Annen olur,dostun olur,sevgilin olur,uzakta olur,yakın olur farketmez o an.Konuşayım o bana bir şey desin diye beklersin,belki ne dediği bile önemli değildir.Ben anlatayım o dinlesin,sadece bir şey desin,sonra ben iyi olurum nasıl olsa dersin,kimse olmasa o benim yanımda dersin.İşte o anlarda yanımızda olan kişilerin değerini yanımızdayken bilmek gerekir.Ben niye böyle bir giriş yaptım onu da bilmiyorum da,az önce suskunları izledim sanırım etkiledi baya beni.Ben genelde soğukkanlı,duyguları ikinci planda,sakin biriyimdir ama o duygusal damara denk gelince sormayın gitsin.O yüzümü bilen çok az insan vardır çevremde,annemden bile itina ile sakladığım bir yüz o:)Yüz deyince aklıma başka şeylerde geldi ya.İşte ben yazı yazarken hep böle oluyor arkadaş,özellikle bu yazı türüne ne deniyor bilmiyorum ama serbest diyelim biz,Bir yerden başlıyorum yazarken başka şeyler geliyor aklıma onları da yazmak istiyorum ordan oraya,ordan oraya geçip duruyor konu.İyi bir yazı giriş,gelişme,sonuçtan oluşur diye öğretmişlerdi bize ama ben öğrenememişim galiba:)Neysem
Etiketler:
hafıs,
Hayat,
itiraf,
Kim Bu Kız:?,
öylesine bir yazı,
yüzlerimiz
1 Kasım 2012 Perşembe
İlk Uçak Deneyimi ve Yurt Dışı stresi
İlk defa yurt dışına çıkmanın yanında bir de ilk defa uçağa biniyorsanız allah yardımcınız olsun.Bu sözü de bu işlem zor olduğu için söylemedim,yaşanılan stress yetiyor insana.Topladık pılımızı pırtımızı Slovakya için geldik İstanbula.Atatürk Hava alanından viyanaya ucucaz,burdanda otobüsle slovakyaya geçicez.Yazıncada nasıl basit gözüktü şimdi.Gel sen bir de bana sor,uyku haram son bir hafta.Yiğitliği ele vermemek için kimseye de anlatamıyorsun korkunu,hele ailene asla onlar senden telaşlı zaten,beyninde dönüyor sorular:Bir:30 kg lık sınırla ben 5 aylık kılık kıyafet,ıvır zıvır nasıl götürücem,iki:bir check in olayı var hiç yapmamışım nerden yapıcam acaba,üç:pasaport kontrol işlemi uzun sürüyor diyorlar acaba benim ki ne kadar sürcek ya uzarsa?ya uçağa yetişemezsem?Dört:hadi uçağı atlattık slovakyaya nasıl gitcem ben ya:(viyanadan hemen otobüs bulabilcek miyim,bilet nasıl alcam,adamlar ingilizce konuşuyorlar mı,onlar konuşuyor çıktı ben derdimi anlatabilcek miyim?En zoruda o kadar eşyayla yurdu nasıl bulcaz biz?derken derken geldi çattı 19 eylül günü.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
